İçeriğe atla
SEO Evaluate
İlgili yazılar
Performans Medyası5 dk okuma

Google reklam yönetimi: haftalık optimizasyon rutini

Google reklam yönetimi haftada bir saatte nasıl yürütülür? Arama terimlerinden bütçeye, altı adımlık bir optimizasyon rutini ve atlanacak işler.

Yazan Roozbeh Nazari · CEO

Google reklam yönetimi: haftalık optimizasyon rutini

Google reklam yönetimi çoğu ekipte iki uçtan birine kaçıyor: ya hesap haftalarca kendi hâline bırakılıyor, ya da her gün teklif kurcalanıp sistemin öğrenmesi baltalanıyor. İkisinin arasında, haftada yaklaşık bir saat süren ve sırası belli bir rutin var. Bu yazıda o rutini altı adımda, hangi sırayla ve neden o sırayla yapıldığını açıklayarak veriyoruz. Rakam hedefi vermiyoruz; her hesabın tabanı farklı. Verdiğimiz şey, kararların hangi veriye bakılarak alınacağı.

Neden haftalık, neden günlük değil?

Otomatik teklif stratejileri veriyle öğreniyor ve öğrenme dönemi boyunca yapılan her önemli değişiklik bu süreci baştan başlatıyor. Günlük müdahale, sisteme hiçbir zaman kararlı bir taban bırakmıyor. Diğer yandan aylık bakım da geç kalıyor: bütçe yanlış yere akıyorsa dört hafta boyunca akmış oluyor. Haftalık ritim, çoğu hesap için istatistiksel olarak anlamlı veri biriktirmeye yetecek kadar uzun, hatayı sınırlamaya yetecek kadar kısa.

Düşük hacimli hesaplarda bu ritmi iki haftaya çekmek daha doğru olabilir. Ölçüt takvim değil, veri: bir kararı destekleyecek kadar dönüşüm birikmediyse o hafta o kararı ertelemek, tahminle karar vermekten iyidir. Rutini kurumsal tarafta nasıl işlettiğimizi ücretli medya hizmetimiz sayfasında özetledik.

Altı adımlık rutin

1. Arama terimleri raporu. Rutinin ilk ve en getirili adımı. Geçen haftanın arama terimlerini açıp bütçenin hangi gerçek sorgulara gittiğini okuyun. Alakasız olanları negatif listeye ekleyin, iyi çalışan ve henüz anahtar kelime olmayanları not alın. Bu adım tek başına çoğu hesapta israfın en büyük kalemini kapatıyor.

2. Dönüşüm izleme sağlığı. Optimizasyon kararı vermeden önce verinin doğru olduğundan emin olun. Dönüşüm sayısı beklenmedik biçimde sıfırlandıysa veya ikiye katlandıysa, bu genelde performans değil etiketleme değişikliğidir. Yanlış veriyle alınan doğru karar diye bir şey yok; bu adım atlanırsa geri kalan beş adım da boşa gider.

3. Bütçe dağılımı. Kampanyalar arasında bütçenin nerede sıkıştığını ve nerede harcanmadan kaldığını kontrol edin. Bütçesi sürekli dolan ve hedefini tutturan bir kampanya varken, harcamayan bir kampanyayı yaşatmaya çalışmak yaygın bir hata. Değişiklikleri küçük tutun; tek seferde büyük bütçe sıçramaları öğrenme dönemini yeniden başlatıyor.

4. Reklam metinleri ve varlıklar. Düşük performanslı başlıkları değiştirin, ama hepsini birden değil. Aynı anda her şeyi değiştirirseniz neyin işe yaradığını öğrenemezsiniz. Haftada bir ya da iki varlık değişikliği, birkaç ay içinde ölçülebilir bir birikim sağlıyor.

5. Kalite ve açılış sayfası sinyalleri. Google, arama kampanyalarında reklam kalitesini üç bileşenle tanımlıyor: beklenen tıklama oranı, reklam alaka düzeyi ve açılış sayfası deneyimi. Bu üçlü bir teşhis aracı, doğrudan optimize edilecek bir sayı değil. Ortalamanın altında işaretlenen bileşen, o hafta bakılacak yeri söylüyor. Açılış sayfası tarafı zayıfsa çözüm hesapta değil sayfada; dönüşüm ve kullanıcı deneyimi çalışmalarımız bu tarafa bakıyor.

6. Öneriler ve optimizasyon puanı. Hesap arayüzündeki öneri listesini gözden geçirin, ama hepsini uygulamayın. Öneriler otomatik üretiliyor ve bazıları kapsamınıza uymuyor; özellikle eşleme türü genişletme ve otomatik uygulama ayarları bilinçli karar ister. Uygulananları ve gerekçelerini not edin; bu not, üç ay sonra hesapta ne olduğunu açıklayan tek kayıt olabiliyor.

Rutinin dışında bırakılacaklar

Her hafta yapılmaması gereken işler de var. Teklif stratejisi değiştirmek, kampanya yapısını yeniden kurmak, hedef ROAS veya EBM hedefini oynatmak ve yeni kampanya türü açmak bu listeye giriyor. Bunlar aylık veya çeyreklik kararlar; haftalık rutine girdiklerinde hesap sürekli öğrenme durumunda kalıyor ve hiçbir dönem kendi başına yorumlanamıyor.

Bir diğer yaygın hata, kötü bir haftayı düzeltmeye çalışmak. Tek haftalık dalgalanma çoğu hesapta gürültüdür. Karar için en az iki ardışık dönem ve yeterli dönüşüm hacmi arayın. Acele müdahale, düzelen bir eğilimi kesen en sık nedenlerden biri.

Rutini kayda bağlamak

Rutinin değerini kalıcı kılan şey, yapılanın yazılması. Her hafta üç satır yeterli: ne değişti, neden değişti, hangi metriğe bakılacak. Bu kayıt olmadan üç ay sonra performans değişiminin nedenini kimse hatırlamıyor ve hesap tarihçesi bir tahmin oyununa dönüşüyor.

Aylık raporlamada bu haftalık kayıtlar, grafiklerin altındaki nedenleri sağlıyor. Hangi raporun hangi kararı beslediğine dair kurgumuzu raporlama sayfamızda topladık. Kapsam, ücretlendirme ve KPI tarafını konuşmak isterseniz Google Ads danışmanlığı yazısı daha uygun bir başlangıç.

Özetle Google reklam yönetimi, dehanın değil düzenin işi. Arama terimlerini okumak, veriyi doğrulamak, bütçeyi doğru yere akıtmak ve yapılanı yazmak; bu dördü düzenli yapıldığında hesap zaten çoğu rakibin önüne geçiyor. Kalan zamanı büyük yapısal kararlara saklayın.

Aylık ve çeyreklik kararlar

Haftalık rutinin dışında bıraktığımız işler kaybolmuyor, sadece daha uzun bir döngüye taşınıyor. Aylık döngüde şunlara bakılır: kampanya yapısının hâlâ iş hedefine uyup uymadığı, hedef metriklerin gerçekçi olup olmadığı, arama terimlerinden biriken yeni anahtar kelime fırsatlarının yapıya nasıl yerleştirileceği ve rakip görünürlüğündeki değişimler.

Çeyreklik döngüde ise daha büyük sorular var: kanal dağılımı doğru mu, bütçenin arama ile diğer kanallar arasındaki payı iş sonuçlarını yansıtıyor mu, ölçüm altyapısı hâlâ yeterli mi? Bu kararların haftalık rutine karışmaması önemli; karıştıklarında hem büyük kararlar aceleye geliyor hem de hesap sürekli değişim hâlinde kalıyor.

Döngüleri ayırmanın pratik bir faydası daha var: ekip içinde beklenti yönetimi. Haftalık raporun neyi kapsadığı, aylık raporun neyi kapsadığı belli olduğunda, her hafta stratejik soru sorulmuyor ve her ay operasyonel detay tartışılmıyor. Toplantı süresi de buna bağlı olarak kısalıyor.

Hesabı kim yönetirse yönetsin değişmeyen üç ilke

İster içeride yürütün ister dışarıdan destek alın, üç ilke aynı kalıyor. Birincisi, hiçbir değişiklik gerekçesiz yapılmaz; gerekçe yazılamıyorsa değişiklik için henüz erken demektir. İkincisi, veri doğrulanmadan karar alınmaz. Üçüncüsü, aynı anda tek bir büyük değişken oynatılır.

Bu üç ilke sıkıcı görünüyor ve öyle de. Ama reklam hesaplarında sonucu belirleyen şey genelde parlak bir fikir değil, hatanın erken yakalanması ve düzeltmenin tutarlı yapılması oluyor. Rutin, tam olarak bunu sağlamak için var.

Rutini bir kişiye değil bir belgeye bağlayın. Hesabı yöneten kişi değiştiğinde, altı adımın yazılı olduğu tek sayfalık bir doküman ile devralan kişi ilk haftadan itibaren aynı sırayı izleyebiliyor. Kurumsal hesaplarda süreklilik kaybının en sık nedeni, rutinin kimsenin yazmadığı bir alışkanlık olarak kalması.

Kaynaklar

// İLETİŞİM

Brief'inizi iletin. Brief'iniz bize ulaşsın.

Tanışma görüşmemiz ücretsiz. Brief'iniz bize ulaştığı an pazar fırsatınızı ve en öncelikli büyüme fırsatlarınızı haritalandırırız.